Aphrodisias Antik Kenti ve Küçükdağlı mahallesi

15 Eylül 2024 Pazar günü sabah 08:00 da ilk hareket durağımız olan Narlıdere AKM önünden hareket ettik. Saat 9:00 gibi tüm arkadaşlarımızla buluşup Sarnıçtaki Trabzon unlu mamüllerinde kahvaltı için durduk. Burada taze taze yiyeceklerimizi yedik ve yola koyulduk. Havadaki serinlik ve bulut örtüsü güzel bir günün bizi beklediğini haber veriyordu. Öylede oldu…

Küçükdağlı mahallesi / Karacasu

İlk durağımız olan Küçükdağlı mahallesine girdiğimizde Karacasu ya bu kadar gelmemize rağmen neden buraya uğramadığımıza hayıflanarak gezmeye ve fotoğraf çekmeye başladık hayran kalmıştım bu mahalleye taş evleri kayrak taşı sokaklarıyla adeta fotoğrafçılar için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.

ÇÖMLEKÇİLER

30 kadar çömlek atölyesinin bulunduğu çömlekçiler bölgesi. Testi, küp, kupalı bardak, gelin bardağı, vazo, saksı, şekerlik ve çömlek gibi günlük kullanıma yönelik ürünlerin yapıldığı Karacasu’da en çok ilgiyi çömlekler görüyor. Yapılan ürünler, yine aynı yörenin toprağından elde edilen yağlı toprakla cilalanıyor. Tamamen elle şekillendirilen toprak seramikler, odunlarla ısıtılan doğal fırınlarda yüksek ısıda pişiriliyor. Çömlek ustası Özgür Gündüz ünde kendini tanımladığı gibi son toprak bükücü, o da Aphrodisias heykel okullarından miras aldıkları toprak işleme sanatını günümüze kadar taşıyan az sayıdan sanatçıdan biri.İşleri oldukça zor kolaylıklar diliyorum.

APHRODİSİAS ANTİK KENTİ

Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi sınırları içinde yer alan Aphrodisias Antik Kenti, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır. Tarih boyunca, içinde bulunduğu nehir havzasının doğal özelliklerinden beslenen kentin Antik Dönem’deki en büyük zenginlik kaynağını ise kentin kuzeyinde, Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocakları sağlamıştır.

Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi’ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Aphrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.

Aphrodisias’ın arkeolojik önemi, Geç Helenistik Dönem’den Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren yoğun bir fikir ve değer alışverişini gözler önüne seren, büyük ölçüde mermerden inşa edilmiş yapıların ve bunlarla ilişkili kabartma ve yazıtların istisnai ölçüde iyi korunmuş olmasından gelmektedir. Aphrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere, İmparatorluğun dört bir yanında imzalarını taşıyan eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Aphrodisias’ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir. Bu özelliği sayesinde Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nde, dönemin mermer sanatı ve mimarisinin tüm yönleriyle araştırılıp anlaşılmasını sağlayan kentlerden biri olmuştur. Kente adını veren ve kent kimliğinin gelişiminde önemli rol oynayan Aphrodite kutsal alanının ve kentteki özgün Aphrodite kültünün de Akdeniz Havzasında geniş bir alanı kültürel açıdan etkilediği bilinmektedir.

Bu özellikleri nedeniyle, Aphrodisias Antik Kenti yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile birlikte 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

(Kaynakça KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ )

Aphrodisias antik kentinde gün batımına kadar kaldık. Bulutların da bizim kadrajlarımızı süsleyen güzellikleriyle birlikte çok güzel bir günü tamamladık katılan tüm dostlarımıza teşekkür ederiz.

RSS
Follow by Email
Instagram
WhatsApp